DİNİ BİLGİLER

Muharrem-i Şerif Ayındaki Faziletli İbadetler

                                                                             MUHARREM AYI

Muharrem ayı, tarih boyunca insanlık için dönüm noktaları sayılabilecek önemli olayların yer aldığı bir aydır.  Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabûl edildiği târihe, seneye “Hicrî Yıl” denir. Burada, ayın hareketi esâs tutulduğu için buna, “Hicrî-Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” de denir. Muharrem ayının İslam tarihinde önemli bir yeri vardır. Bu ayın onuncu gününe “aşure günü” denilmektedir. 

HİCRİ YILBAŞI NEDİR

Muharrem, Hicrî senenin ilk ayıdır. Hicrî târih, Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in, Mekke’den Medîne’ye hicretleriyle başlar.
Hz. Ömer (r.a.) zamanından önce Arabistân’da husûsî bir târih yoktu. Bir def‘a Ka‘b bin Lü’eyy’in vefâtı ve daha sonra Fil hâdisesi, târihe başlangıç olarak kabûl olunmuştu. Hicretin 21. senesinde Hz. Ömer (r.a.)’e, üzerinde Şa‘bân ayı yazılı bir sened getirilmişti. Hz. Ömer (r.a.), “Bu senedi, geçen senenin Şa‘bân’ı mı yoksa bu senenin Şa‘bân’ı mı olduğunu” sordu. Bu sırada, Hz. Ömer (r.a.), Yemen vilâyeti mâl emîni Ya’lâ bin Ümeyye (r.a.)’den günü, ayı, yılı yerli yerinde düzgün yazılar almaya başlamış; bu şekil, Hz. Ömer (r.a.)’in çok hoşuna gitmişti. Bu da, Muharrem’in ilk günü ile, Hicrî târihin başlangıcına vesîle olmuştur.
Bunun üzerine Meclis-i Şûrâ toplanarak Hz. Alî (k.v.)’nun tavsiyesi üzerine Hicret-i Muhammediyye (s.a.v.)’in târihe başlangıç olması, re’y birliği ile kabûl edildi.
İslâm târihinde en mühim hâdiselerden olan Hicret-i Nebevî (s.a.v.)’de Hz. Ebû Bekir (r.a.) âilesinin şerefli ve büyük hizmetleri vardır. Hicret-i Peygamberî (s.a.v.), târihin seyrini değiştiren mühim bir hâdisedir. İslâm güneşinin Medîne-i Münevvere ufuklarında bütün meş‘aleleriyle parlayarak, arzın her tarafını aydınlatmağa başlaması bu hicretten sonra başlar.
Bu feyizli ve bereketli günün, her müslümân tarafından kutlanması ve müslümân kardeşler arasında tebrîklerin teâtî edilmesi dînî bir borçtur. Bu hicretle doğan İslâm devleti otuz yıl gibi çok kısa bir zamanda Endülüs’ten Çin’e kadar, cihânın en kıymetli mıntıkasında insanları, dîn ve vicdan hürriyetine, sulha sükûna kavuşturmuştur.

Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce.

Hicrî senenin kabûlünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabûl edilmiştir. Hristiyânlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabûl edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür…  Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken Medîne’ye hicret etti. Bir hafta yolculuk yapıp mîlâdî Eylül ayının 20. ve Rebîülevvel’in 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîne’ye girdiler. Bu seneki Muharrem ayının birinci günü, yâni hicretten 66 gün evvel, Müslümânların hicrî-kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı.

İLK AŞÛRE YEMEĞİ

Nûh (a.s.) berâberindekilerle gemiden Âşûre günü indi. O gün oruç tuttu ve Allâh (c.c.)’e şükür olmak üzere maiyyetine oruç tutmalarını emretti.
Azıkları artmıştı. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hubûbât ile Nûh (a.s.) onlara yemek pişirdi. İnsanlar bunu Âşûre günleri için âdet edindiler ki yapanlar için büyük sevap vardır. Fakîrleri ve miskinleri de doyurmak lâzımdır.
Zikrolunduğuna göre Allâhü Te‘âlâ, Aşûre gününde Zemzemi diğer sularla berâber akıtır. O gün gusleden kimse bir sene boyunca hastalık görmez. er-Ravzü’l Fâik’de bu şekilde yazılıdır.

 

MUHARREM AYININ FAZİLETİ

Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın adı ile Hayatın bütün safhasında olduğu gibi takvim safhasında da İslâm’ın belli bir tanzimi söz konusudur ve bu da dinin bütün esasları gibi vahiy ve nakle dayanmaktadır. Gerek âyet-i kerîmeler ve gerekse hadîs-i şerîflerin izahı ile İslâmi takvim ve ayların tayini açıklığa kavuşturulmuş ve İslâm’ın ana rükunlarından olan Oruç, Hac ve Zekat gibi ibadetler bu takvime bağlı kılınmıştır.

“Allâh-u Te’âlâ katında gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana ayların sayısı on ikidir. Bu on iki aydan dördü (Receb-i Şerif, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları) haram aylardır.” (Tevbe Sûresi:36)
Hazreti Ebu Bekir (Radıyallâhu Anh)’ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz ki zaman, dönüp dolaşıp Allâh-u Te’âlâ’nın gökleri ve yeri yarattığı gündeki halini almıştır. Sene on iki aydır. Bu on iki aydan dördü haramdır ki, üçü peş peşedir. Bunlar, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir. Tek olan ay ise Cemadiyel Ahir ile Şaban arasındaki Mudar’ın (torunları olan Kureyş kabilesinin tazim ettiği) Receb-i Şerif ayıdır.” (Buhari, Bedül Halk:2 No:3197; Müslim, Kasame:29; Ebu Davud No:1947; Ahmed İbn-i Hanbel, el-Müsned: 5/37; Beyhaki, Fedailül Evkat, No:1)

Muharrem ayı, âyet-i kerîme ile işaret edilen ve hadîs-i şerîfle de belirtilen dört haram aydan birisi ve İslâmi takvimin de ilk ayıdır. Muharrem ayı, kendisinde tutulan orucun ve yapılacak bir takım ibadetlerin özellikle teşvik edildiği aylardandır.

Hazreti Ebu Hureyre (Radıyallâhu Anh)’dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Ramazan ayının orucundan sonra en faziletli oruç Allâh-u Te’âlâ’nın ayı olan Muharrem ayındaki oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz ise gece yarısı kılınan teheccüd namazıdır.” (Müslim, Sıyam:202; Ebu Davud, Savm:55; Tirmizi, Salât:324; Nesâî; Kıyamul Leyl:7)

Hadîs-i şerîfte Muharrem ayına Allâh-u Te’âlâ’nın ayı denilmesi, bu ayın şerefine işarettir. O yüzden bu ayda nafile ibadetlere ve oruçlara daha ziyade yönelmemiz lazımdır. Ayrıca bu ay içinde Hicri Yılbaşı ve Aşura Günü gibi önemli iki gün bulunmaktadır. Allâh-u Te’âlâ bu ayı ve içinde bulunan bu mübarek günleri en güzel şekilde idrak edip ihya edebilmeyi nasip eylesi (Âmin)
Âlimlerin görüşüne göre ibadetle geçirilmesi müstehap olan geceler on dört tanedir ki bunlardan bir kısmı da Muharrem ayının içindedirler.

MUHARREM AYI ORUCU

Muharrem ayında tutulan oruç tarihi seyri yönüyle de bir özellik taşıyor. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra Medine’de yaşayan Yahudilerin oruçlu olduğunu öğrendi.

O gün Muharrem ayının 10. günü Aşura günüydü. “Bu ne orucudur?” diye sordu. Yahudiler, “Bugün, Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.), bir şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.

 

Peygamberimiz onlara, “Biz, Musa’nın sünnetini yaşatmaya sizden daha çok yakınız ve hak sahibiyiz” diyerek kendisi ve Müslümanlar o gün oruç tuttular. O yıl henüz Ramazan orucu farz olmamıştı.

 

Fakat ertesi sene Ramazan orucu farz kılınınca Müslümanların oruç ayı Ramazan oldu. Aşura günü orucu konusunda ise Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı, “İsteyen tutar, isteyen tutmayabilir” dedi. Böylece bu oruç, müstehab bir oruç olarak kaldı.

Bilgin sahabilerden İbni Abbas’ın rivayet ettiği bir hadiste de ifade edildiği üzere, bir karışıklığa meydan vermemek ve Yahudilere benzememek için Aşura gününden önceki günle sonraki gün ilave edildi, böylece üç gün oruç tutmak sünnet olarak uygulanır oldu.

Muharrem ayında oruç tutmak bu ayın daha iyi yaşanması adına çok önemlidir. Bu ayda tutulan orucun fazileti Peygamberimiz tarafından öğretilmiştir.

Hz. Muhammed (SAV), Muharrem ayının dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmayı ashabına tavsiye etmişti.

Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah’a izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur.”  Diğer hadislerde, Muharrem ayının onuncu gününe rastlayan ve pek çok önemli olayın cereyan ettiği “Aşûra günü’nde tutulan orucun, bir yıl önce işlenen hata ve günahların bağışlanmasına vesile olacağı müjdelenmiştir”

“Her kim Zilhicce ayının son gününde ve Muharrem ayının ilk gününde oruç tutarsa o kimse, geçmiş seneyi oruçla tamamlamış ve gelecek seneye oruçla başlamış olur. Allâh-u Te’âlâ tutmuş olduğu bu orucu, elli senelik günahına keffaret kılar (tutmuş olduğu bu oruç sebebi ile elli senelik günahı bağışlanır.)”

Muharrem ayının İlk günü, 9. , 10. ve 11. günü, Aşure günü oruç tutmak faziletlidir. Ancak bugünler dışında da oruç tutulabilir.

MUHARREM AYINDA PERŞEMBE, CUMA VE CUMARTESİ GÜNLERİ ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ 

Hazreti İbn-i Abbas (Radıyallâhu Anhüma)’dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Her kim, herhangi bir haram ay içinde Perşembe, Cuma ve Cumartesi günü olmak üzere üç günü (peşpeşe) oruçlu geçirirse, kendisine (bu oruç karşılığında) iki sene, (diğer bir rivayette) yedi yüz sene (diğer bir rivayette de) dokuz yüz sene (nafile ibadet) sevabı verilir.” 

(Taberani, el-Evsat:1810, 2/468; Deylemi, Müsnedül Firdevs: 5696, 4/66; Abdülkadir-i Geylani, el-Gunye: 1/325, Suyuti, ed-Dürrül Mensur: 4/185; İmam-ı Gazali, İhyau Ulumi’d Din: 1/281; Ali el Mütteki, Kenzul Ummal: 24173, 8/561; Heysemi, Mecmaüz Zevaid:3/191) Hazreti Enes (Radıyallâhu Anh)’dan rivayet edilmiştir: Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz buyurdu ki:

“Her kim Muharrem ayında Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri olmak üzere üç günü (peş peşe) oruçlu olarak geçirirse, o kimseye dokuz yüz sene (nafile) ibadet etmiş sevabı yazılır.” (Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/156)

‘Mâü’l-aynenyn, Na’tü’l-bidâyât, sh:167 kaynaklı bir hadise göre Zilhiccenin son günü ile Muharremin ilk günü oruç tutan kimse için Rabbimiz 50 yıllık günahına kefaret kabul eder, buyrulmuştur.’

Her kim Muharrem’den bir gün oruç tutarsa ona her güne karşılık otuz gün (oruç sevabı) vardır.”  (Taberani)

“Muharrem ayının ilk cumasını oruçlu geçirenin geçmiş günahları afvolunur.”

Beyhakî ve diğerleri çeşitli tarîklerden merfûan şu hadîsi naklederler:
“Aşûre günü âile efrâdını iyi doyuran ve onları her bakımdan memnûn edenlere Hakk Te‘âlâ gelecek senenin refâh ve rızkını o nisbette genişletir.

AŞURE GÜNÜ ..

Muharremi şerifin onuncu gününe ‘AŞURA’ denirki aslı aşara’dır aşure onuncu demek olup muharremin onuncu günü demektir.Muharrem ayının 10.günü olan Aşure gününde bir
kısım önemli hadiseler vuku bulmuştur.

Bunlardan bazıları şunlardır:

Semavat, arz, arş, cennet, cehennem, gökler, yer, güneş, ay, yıldızlar yaratıldı.

Adem (a.s.) o gün yaratıldı, o gün cennete girdi, ve  o gün tevbesi kabul edildi.

İbrahim (a.s.) o gün doğdu ve o gün ateşten kurtuldu.

Musa (a.s.) firavunun zülmünden kurtulup firavun helak oldu.

İdris (a.s.)yüksek makama cennete çıkarıldı.

Nuh (a.s.)ın gemisi tufandan kurtulup karaya çıktı.

Süleyman (a.s.) a saltanat verildi.

Yunus (a.s.) balığın karnından kurtuldu.

Yusuf (a.s.) kuyudan çıkarıldı.

Yahya (a.s.)ın gözleri açıldı.

Eyüp (a.s.) hastalıktan kurtuldu.

Yeryüzüne yağmur yağdı.

Efendimiz (s.a.v.)’in torunu Hz. Hüseyin şehit edildi.

Ayrıca kıyametin kopmasıda aşure günü olacaktır.

 

Aşure Günü Yapılması Faziletli Olan Ameller

 

1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir.

 Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]

(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]

(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed] [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]

Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:
(Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

Peygamber efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullahın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir. Bir avcı, Aşure günü, bir geyik yakaladı. Geyik, yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere, avcının izin vermesi için, Resulullah efendimizden, şefaat istedi. Avcı, geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince, geyik, (Bugün Aşure günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim) dedi. Bunu duyan avcı, geyiği Resulullaha hediye etti. O da, geyiği serbest bıraktı.

2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı.

Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

3- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir.

Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

(Bugün ibadettir) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)

4- Çok selam vermeli.

Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

5- Çoluk çocuğunu sevindirmeli!

Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)

6- Gusletmeli.

 Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir’a) [Bu sevaplar, itikadı düzgün olan, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşure günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]

7- İlim öğrenmeli!

 Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun bir kitap, [mesela İslam Ahlakı veya Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye] okumalıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)

Hazret-i Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, elbette bütün müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamber efendimiz, Hazret-i Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]

(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim]

 AŞURE ORUCU FAZİLETİ..

Aşure günü Muharrem ayının 10. günüdür.ramazanı şerif orucu farz kılınmadan önce aşure orucu farz idi.Ondan sonra ramazan orucu farz kılındı.Ramazan orucu farz kılındıktan sonra Aşure orucu Peygamber (s.a.v.)Efendimizin hiç terk etmediği sünneti oldu.Fıkıh kitaplarında tavsiye edilen bütün oruçlar nafile diye zikredilirken,Aşure gününün orucu “sünnet oruç” diye adlandırılmıştır.Buda Aşure orucunun kuvvetine işarettir.Bu oruç hakkında Peygamber (s.a.v.)efendimiz şöyle buyurmuşlardır.

“Aşurenin faziletine kavuşmaya çalışınız,çünkü o, Allahü Tealanın günler arasında Aşure mübarek bir gündür.O günde oruç tutana Allah nezdinde bulunan Meleklerin,Şehitlerin ve salihlerin ibadetleri kadar sevap verilir.”(şiratül-islam şerhi)

Ensar’dan Muavviz kızı Rubeyyi rivayet etmiştir:

“Aşure gününün kuşluk vaktinde ensar köylerine şöyle haber göndermiştir: “Kim oruçlu olarak sabahladıysa orucunu tamamlasın.Kim de oruç tutmadıysa günün geri kalan kısmında hürmeten oruçlu gibi tamamlasın.” Biz oruç tutar,çocuklarımıza da tuttururduk.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)Aşure günü orucunu tavsiye buyurmuş,ancak bu günde Yahudilerin orucu olduğundan onlardan ayrılmak,benzememek için 9.’uncu veya 11.’ci günleriyle birlikte tutulmasını tavsiye buyurmuştur.(imamı gazali mukaşefetül-kulup tercümesi sh.699)

“Aşure günü vahşi hayvanlar bile yemez ” demişlerdir.

Bazı rivayetlerde bildirildiğine göre;avcı eline bir geyik,Rasülüllah (s.a.v.)’den yavrularını emzirip gelmek için şefaat istedi.Efendimiz(s.a.v.)avcıya bu hususu teklif edince,avcı geyiğin akşamdan evvel gelmesini istedi.Geyik: “Bugün aşure, biz bugüne hürmeten gündüz yavrularımızı emzirmeyiz.” dedi.Bunun üzerine avcı bu geyiği zatı şerifinize hediye ettim.Dilediğinizi yapın dedi Efendimizde geyiği salıverdi.

Peygamber Efendimiz aşure günü orucuna dair:
“Arefe günü oruç tutanın gelecek sene ile geçmiş senenin günahları bağışlanır.Aşure günü oruç tutanın ise,bir senelik günahı bağışlanır.”(tergıp c.2 sh 466)

İbni Abbas’ın rivayet ettiği bir hadisi şerif’de “Muharrem ayının 10.günü oruç tutana 10 melek,10 bin şehid,10 bin hac ve ömre sevabı verilir.”

“Aşure günü bir yetimin başını okşayana,yetimin başındaki kıllar sayısınca sevap verilir.”

“Kim akrabaları ile ilişkisini kesmiş iken Aşure günü onları ziyaret ederse Allah’ü Teala ona Zekeriyye (A.S.) ve İsa (A.S)’ın nasibini verir.Ve orta parmakla şehadet parmağının yakınlığı gibi cennette o iki Peygambere Aleyhimüsselam komşu eder.”(şir’atül-islam şerhi)

Aşure günü ilim meclislerine gitmek hakkında da Peygamber Efendimiz:
“Kimki Aşure günü Allah’ı zikreden bir topluluğa gider,onlarla beraber bir saat bulunursa,Onu cennete koymak Allah üzerine vacip olur.” buyurmuştur.

“Kim aşure günü bir yetimin başını meshederse (okşarsa)Cenabı Hak o yetimin başındaki saçının her teli için cennette yüksek dereceler verir.
.

 

AŞÛRE GÜNÜ YAPILACAKLAR

  1. O gün, oruç tutulacak; fakat Muharrem’in sâdece 10’uncu günü oruç tutulmaz. (9.-10.), (10.-11.) veyâ (9.-10.-11.) günleri tutulur.
    2. Muharrem’in birinci ilâ onuncu günü de dâhil her gün okunan duâ, sabahleyin üç def‘a okunacak.
    3. İşrâkten sonra (kuşluk vakti) dört (4) rek‘at namâz kılınacak. Her rek‘atte Fâtihâ-yı şerîfeden sonra elli bir (51) adet İhlâs-ı şerîf okunur.
    4. Mekrûh olmayan bir vakitte 2 rek‘at namâz kılınacak. Her rek‘atte Fâtihâ-yı şerîfeden sonra on bir (11) İhlâs-ı şerîf okunur.
    5. Bol bol istiğfâr edilecek.
    6. 70 (yetmiş) def‘a;

“Hasbünâ’llâhu ve ni‘me’l-vekîl ni‘me’l-mevlâ ve ni‘me’n-nasîr, gufrâneke rabbenâ ve ileyke’l-masîr” denilecek.

Türkçe Anlamı:
Allâh bize yeter. O ne güzel vekil, O ne güzel dost, O ne güzel yardımcıdır. Bizi affet Allâh’ım! Dönüş yalnız Sanadır.
7. 313 (üç yüz on üç) def‘a;.َ

“Lâ-ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn” denilecek.
Türkçe Anlamı:
Senden başka ilah yok. Seni tenzîh ederim. Muhakkak ki ben (nefsime) zulmedenlerdenim.
8. Gusl abdesti alınacak.
9. On mü’mine selâm verilecek.
10. Hasta bir kimse ziyâret edilecek.
11. En az bir mü’mine iftâr ettirilecek ki bütün mü’minlere iftâr ettirilmiş olur.
12. O gün eve, getirilen rızık artırılacak. Efdal olan 10 (on) çeşit olmasıdır.
13. Muharremin 10’unu, 11’ine bağlayan gece, 1 (bir) def‘a Zümer sûresi okunacak.

  1. Sürme çekmek

YAPILACAK İBADETLER

*Bu dua Muharremden bir gün evvel okunmalıdır.

 

 

Muharrem ayı, hicrî senenin birinci ayıdır. Bu ayın birinci gecesi, akşam ile yatsı arasında (yâni Zilhicce’nin son gününü, Muharrem’in birinci gününe bağlayan gece) Allah rızası için 2 rek’at namaz kılınır.

Namaza şu niyetle başlanır:

“Yâ Rabbî, bizi yetiştirmiş olduğun bu seneyi, hakkımızda mübârek kılman; afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar kılman, dünyevî ve uhrevî saadetlere nâil eylemen için; Allâhü Ekber”

Her iki rek’atte:

7 Fâtiha-i şerîfe,

7 Âyetü’l-Kürsî,

7 İhlâs-ı şerîf

okunur. Namazdan sonra:

11 defa:

لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى
وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِير

ٌ

“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr”

11 İstiğfâr-ı şerîf,

11 Salevât-ı şerîfe

okunup duâ yapılır. Duâda, geçmiş senenin günahlarının afvı ve yeni seneye günahsız girmek için ilticâ edilir.

Muharrem’in birinci gecesi ayrıca şu şekilde niyet ederek bir tesbih namazı kılınır:

“Yâ Rabbî, bu yeni senede beni mağfiret-i ilâhîne, rızâ-i ilâhîne ve hidâyet-i ilâhîne mazhar eyle. Yeni açılan amel defterimi rızâ-i ilâhîne muvâfık amel ile doldurmayı bana nasip eyle. Beni gadab-ı ilâhîne dûçâr olacak amellerden muhâfaza buyur. Allâhü Ekber”

Tesbih namazında şunlar okunur:

1’inci rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 Âyetü’l-Kürsî,

2’nci rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 “Âmener-resûlü…” (Sûre-i Bakara’nın son iki âyeti, Sûre-i Âli İmrân’ın ilk iki âyeti de ilâve edilerek),

3’üncü rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 “Hüvallâhüllezî…” (Sûre-i Haşr’ın son üç âyeti),

4’üncü rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 İhlâs-ı şerîf.

Namazdan sonra istiğfar edilir, Salevât-ı şerîfe getirilir ve arkasından duâ edilir.

Muharrem’in birinci gününde her birinde besmele çekerek, bir defada 1000 İhlâs-ı şerîf okuyanları, Cenâb-ı Hakk lutfuyla, keremiyle huzûruna bu âlemden kul borcu ile götürmeyecektir.

Muharrem ayının biri ile onu arasında bir defa olmak üzere, 2 rek’atte bir selam vererek 6 rek’at namaz kılınır.

Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınır. Bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir.

Namaza şöyle niyet edilir:

“Niyet eyledim yâ Rabbî senin rızâ-i şerîfin için namaza. Her hangi bir komşumun ve din kardeşimin veya her hangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise, bu hakkın ödenmesi için; Allâhü Ekber”

1’inci rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 Âyetü’l-Kürsî, 11 İhlâs-ı şerîf,

2’nci rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf,

3’üncü rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 “El-hâkümüt-tekâsür…”, 11 İhlâs-ı şerîf,

4’üncü rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf,

5’inci rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 “Kul yâ eyyühel-kâfirûn…”, 11 İhlâs-ı şerîf,

6’ncı rek’atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf

okunur. Namazdan sonra dua edilir.

*Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10’uncu gün aşûre pişirmek fazîletli ibâdetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (radıy’allâhu anhümâ) Efendilerimiz’le cennete girecekleri ümit edilir.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz 9’uncu günü seferde bulunuyorlardı. O bakımdan yalnız 10’uncu günü oruç tutmuşlar ve “sağ olursak gelecek sene 9’uncu günü de tutarız” buyurmuşlardır.

Muharrem’in 9 ve 10’uncu geceleri birer tesbih namazı kılmalıdır. Yine 9 ve 10’uncu geceleri teheccüd vaktinde rızâ-i ilâhî için 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte 50’şer İhlâs-ı şerîf okunur.

Teheccüd vakti: Öğle vakti gündüzün hangi saatinde giriyorsa, gecenin o saatinde de teheccüd vakti girmiş olur.

Bu günlerde Hatm-i Enbiyâ‘ya devam etmeli. Bilhassa 9’uncu günü akşamı, yâni 10’uncu gecesi muhakkak Hatm-i Enbiyâ yapılmalıdır.

Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar fazla istiğfar etmelidir.